
Şampiyonlar Ligi son 16 play-off turunda Galatasaray 5-2 kazandığı ilk maçın rövanşında deplasmanda Juventus ile karşılaştı. 10 kişi kalan rakibi karşısında 90 dakikayı 3-0 yenik kapatan temsilcimiz, uzatmalarda bulduğu 2 golle turu geçmeyi başardı. Galatasaray'a uzatmalarda turu getiren golleri Victor Osimhen ve Barış Alper Yılmaz kaydetti.

Maçın ardından açıklamalarda bulunan Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, "Bir önceki maçın performansına bakarsanız "Galatasaray finale gider" dersiniz ama bu maça bakarsanız "Galatasaray hiçbir yere gidemez" dersiniz. Hayalimiz bu turu geçmekti. Juventus'u elemek değerli. Şimdi gelecek tura bakacağız. Rakip 10 kişi kalıp dizilişi değiştikten sonra biz oyunu da kaybettik en çok üzüldüğüm kısım bu. Kenarda hem üzüldüm, hem şaşırdım. Oyuncularımızın performansı da düşük kaldı. Teknik adam için takımı düzeltmek için güzel bir gece oldu bu da son 16'da işimize yarayacaktır diye düşünüyorum. Eksiklerimizi görmek için benim adıma da önemli bir gece oldu. Oyuncularımla bunu paylaşacağım." ifadelerini kullandı.

Yazarlarımız Tunç Kayacı, Serkan Akcan ve konuk yazarımız Sedat Aydemir, karşılaşmanın ardından gazetemizdeki köşelerinde Juventus - Galatasaray mücadelesini değerlendirdiler. İşte detaylar...

'Sindirdiler'
Tunç Kayacı: Böyle bir ilk yarı bekliyor muydunuz derseniz, bekliyordum. Çünkü rakibin İstanbul’da aldığı 5 gollü yenilgiden sonra kaybedecek bir şeyi kalmamış bir takım olarak oyuna böyle başlaması çok normaldi. Nitekim baskının yanı sıra sertlik dozunu bilinçli olarak artırıp Galatasaray’ı sindirmeyi başardılar. Özellikle hücumlarda uzun toplarda dönen topların hepsini hemen hemen Juventuslu oyuncular kazandı.

'Yakışmayacak hata'
Tunç Kayacı: Açıkcası yediğimiz baskıdan çıkmayı başaramadık ve gol geliyorum dedi. Özellikli geriden çabuk çıkıp topu kanatlara taşıyan ev sahibi ekip yan ortalarlarla gol pozisyonları ararken son vuruşlarda başarılı olamayınca uzun süre maçı golsüz götürdük. Ancak ilk yarıyı yine de istediğimiz gibi bitirmeyi planlarken Sanchez’in bu seviyeye yakışmayacak hatası sonucu gelen penaltı ve soyunma odasına 1-0 yenik girdik.

'Utanılacak futbol'
Tunç Kayacı: Kısaca iyi bir ilk yarı oynamadık, Allah’tan Uğurcan kalesinde başarılı kurtarışlarla geçit vermedi. Bizim için kötü olan oyunumuzla rakibi yüreklendirdik… İkinci yarının hemen başında rakibin 10 kişi kalmasıyla büyük bir avantaj yakaladık. Ama gel gör ki sanki 10 kişi biz gibiydik resmen ezildik. Nitekim 10 kişiyle 2. golü bulan Juventus karşısında gerçekten utanılacak bir futbol oynadık. Ardından rakibin coşkusu 3. golü de getirince demoralize olan Galatasaray adeta sahada tel tel döküldü. Bu maçın uzatmalara kalmasına sevindiysek ortada dramatik bir durum var demektir Galatasaray adına.

'Aslan geç de olsa uyandı'
Sedat Aydemir: Turun ilk ayağını 5-2 gibi sıra dışı bir skorla geçen Aslan, deplasmana büyük bir avantajla gelmişti. Bu cümleyi kurmak bile yıllardır alışık olmadığımız bir hissi ve gururu beraberinde getiriyor. Çünkü uzun zamandır şikayet ettiğimiz kronik sorunların aksine, bir Avrupa devini böylesine sansasyonel bir sonuçla mağlup eden Galatasaray, sadece avantajı cebine koymadı, Avrupalı rakiplerine de yeniden bir mesaj göndermişti. Rövanştaki 120 dakikalık gerilim, Osimhen ve Barış’ın imzasıyla son buldu. Özüne dönen Avrupa Fatihi artık tek bir şey söylüyordu: “Aslan geç de olsa uyandı!”

'Saldıracakları kaçınılmazdı'
Sedat Aydemir: İstanbul’da destan yazan kadroyu bozmayan Okan Buruk, yalnızca cezası biten Lemina’yı Yunus’un yerine tercih ederek, bir bakıma skoru koruma içgüdüsüyle merkezde güvenliği pekiştirmeyi, direnci ve fizikselliği yükselterek rakibin geçiş hücumlarını kontrol altına almayı hedeflemişti. Mevcut senaryoda ilk karşılaşmayı üç farklı kaybeden Juventus’un, ilk düdükten itibaren iştahlı biçimde saldıracağı kaçınılmazdı. Bu türden çift ayaklı etapların anahtarı da sabır ve konsantrasyondur. Temsilcimiz belli bölümlerde tempoyu düşürüp rakibi üstüne çekmeye çalışsa da ev sahibi ekip geride boşluklar vermeyecek kadar dikkatliydi.

'Bekle bizi İngiltere!'
Sedat Aydemir: Kelly’nin gördüğü kırmızı kartla rahat bir nefes alsak da ikinci yarıda tamamen ritmini bulan Çizme ekibi, ardı ardına bulduğu gollerle hem umudunu hem de yaşattığı panik havasıyla üzerimizdeki stres yükünü artırdı. Uzatmaya taşınan maçta son sözü Osimhen ve Barış söyledi. Ölüp ölüp dirildiğimiz bir geceyi geride bıraktık. Şimdi sırada Liverpool ya da Tottenham var. Öyleyse güçlü bir sesle haykıralım; “Bekle bizi İngiltere!"

'Okan Buruk değil, Osimhen'
Serkan Akcan: Galatasaray Juventus’a karşı 49. dakikadan itibaren 11-10 üstün oynadı ama maçın momentumunu yitirip 90 dakikayı 3-0 yenik kapadı, maç uzatmaya gitti. Galatasaray’ı kabustan Osimhen uyandırdı. Sahaya büyük karakter koydu, neredeyse tek başına Okan Buruk’un yanlış kararlarına, takım arkadaşlarının bencilliklerine isyan etti. Bu turu Okan hoca kendine yazmasın, bu tur Osimhen’in hediyesi. Barış Alper ilk maçta Juventus sol kanadını kılıçtan geçirmiş iki sarı bir kırımızı kartla sol koridoru açmıştı resmen.

'Barış, Osimhen'i çıldırttı'
Serkan Akcan: Bir benzerini dün gece Torino’da gördük. Kelly’nin orta saha mücadelesinde Barış’ın ayağına basarak kırmızıyla atılması Torino’nun havasını derinden değiştirebilirdi. Elbette, Okan Buruk ve futbolcuları 11-10 üstün oynadıklarının farkında olsalardı. Kırmızı kartın ardından Galatasaray sahada anlamsız bir panik havasına kapıldı. Juventus’un 10 kişiyle yaptığı baskıyı kıramadıkları gibi bol pozisyon verdiler. Bu baskıyı kırmak için Okan hoca Sane ile Boey’i oyuna sürdü. Sane girdikten sonra sola geçen Barış Alper Yılmaz topu önüne aldığında gücüyle kaleye kadar gitmeyi bir şekilde başarıyordu. Ne var ki, Osimhen daha müsaitken Barış’ın önündeki savunma duvarına hem de sol ayağıyla şut atması Nijeryalı santrforu haklı olarak çileden çıkardı. Bir sonraki pozisyonda ise Osimhen Barış’a inat dar açıdan öylesine hırsla topa vurdu ki, o fotoğraf bile yaşanan gerginliğin ve paniğin ispatıydı.

'Buruk düşünmeli'
Serkan Akcan: Galatasaray’da bunlar yaşanırken Juventus maçı 2-0’a getirince panik kulübeye kadar yayıldı. Okan hoca Sara’yı çıkarıp Yunus’u almak varken İlkay’ı sahaya sürerek acayip yanlış bir karara imza attı. Sahada koşacak hali olmayan İlkay’ın takım arkadaşlarını sahada eliyle sakinleştirmeye çalışmaktan başka bir katkısının olmayacağı açıktı. İnanılacak gibi değil ama üstüne 10 kişilik Juventus maçı 3-0’a getirdi. Bu turun ardından Okan Buruk şapkasını önüne alıp düşünmeli. Neden 11-10 kalındığında Yunus’u değil İlkay’ı aldım, neden Sara’yı 71 dakika oyunda tuttum, neden tel tel dökülen Jakobs’a 3-0’a kadar sabrettim diye.
Habere git: Fanatik