Ziraat Türkiye Kupası Çeyrek Final eşleşmesinde Fenerbahçe sahasında Galatasaray’ı konuk etti. Şükrü Saracoğlu Stadyumu’nda oynanan karşılaşmada Cihan Aydın düdük çaldı. Cihan Aydın’ın yardımcılıklarını Deniz Caner Özaral ile Volkan Ahmet Narinç üstlendi.
İLK YARIDA 3 GOL BİRDEN
Galatasaray 10’uncu dakikada öne geçti. Davinson Sanchez’in savunma arkasına attığı uzun topta Barış Alper Yılmaz topu Osimhen’e aktardı. Topu kontrol ettikten sonra ceza sahası içinde şutunu çeken Victor Osimhen, topu filelerle buluşturdu: 1-0. 23’üncü dakikada Galatasaray’ın sol kanattan kullandığı köşe vuruşunda Sara sol ayağıyla ortaladı, Kaan Ayhan’ın kafa vuruşu Kostic’e çarptı ve savunma topu uzaklaştırdı. Bu pozisyon için VAR tavsiyesi ile kenara gelen hakem Cihan Aydın, Kaan Ayhan’ın vuruşunun ardından Kostic’in topa eliyle müdahale ettiğini tespit etti ve beyaz noktayı gösterdi. 27’nci dakikada penaltı noktasının başına geçen Victor Osimhen, kalecinin soluna vurdu, İrfan Can Eğribayat’ın müdahalesi yetersiz kaldı ve top ağlarla buluştu: 2-0.
45+1’inci dakikada Kostic’in savunma arkasına pasında topla buluşan Talisca, kaleci Günay Güvenç ile karşı karşıya kaldı. Talisca’nın vuruşunda top kaleye doğru giderken kale önünde Szymanski topu ağlarla buluşturdu ancak yardımcı hakem ofsayt bayrağını kaldırdı. VAR’dan gelen uyarı sonrası Cihan Aydın, orta noktayı gösterdi ve maçın ilk yarısı 2-1’lik skorla sonuçlandı.
GALATASARAY YARI FİNALE YÜKSELDİ
İkinci yarıya etkili başlayan taraf Fenerbahçe olsa da ilk 15 dakikalık bölümde gol sesi çıkmadı. Fenerbahçe, 69’uncu dakikada En-Nesyri ve 72’nci dakikada Fred ile bulduğu pozisyonları değerlendiremedi. Galatasaray, 80’inci dakikada Barış Alper Yılmaz’ın şutunda direğe takıldı. 86’ncı dakikada futbolcular arasında yaşanan tartışma sebebiyle maç bir süre durdu.
Mücadelenin 90’ıncı dakikasında Fenerbahçe’de Mert Hakan Yandaş ile yardımcı antrenör Salvatore Foti kırmızı kart gördü. Galatasaray’da ise Barış Alper Yılmaz ve Kerem Demirbay kırmızı kart gören isimler oldu. 90+12’nci dakikada Skriniar’ın kafa vuruşunu Sanchez çizgiden çıkardı. Karşılaşmada başka gol olmadı ve 2-1 galip gelen Galatasaray, yarı finale yükseldi.
UĞUR MELEKE VE GÜNTEKİN ONAY'DAN MOURINHO'YA ELEŞTİRİ
Hürriyet yazarları Uğur Meleke ve Güntekin Onay, Galatasaray'ın Kadıköy'de Fenerbahçe'yi devirip kupada yarı finale çıktığı derbiyi bugünkü köşe yazılarında değerlendirdi. İşte o yazılar...
GÜNTEKİN ONAY: MOURİNHO YİNE KAYBEDEN TARAF OLDU!
Fenerbahçe bir darbe daha pasif ve kişiliksiz futbolla mağlup oldu. Galatasaray, ilk 45 dakikada ne yaptığını bilen ve sahada üstün olan taraf idi. Nitekim 2-0’ı buldu ve pozisyonlar da yakaladı. Fenerbahçe ise dağınık ve oyunu kontrolü altına almaktan uzak bir ekip görüntüsü verdi. Fenerbahçe ne topa sahip olabildi ne de rakip savunmayı zorladı. Pozisyon üretemese de ilk yarının son anlarında gelen golle Fenerbahçe tekrar maça ortak oldu. Ancak şunu net bir şekilde söylemeliyim ki Fenerbahçe gereken kazanma arzusunu ve agresifliği maçın hiçbir bölümünde sahaya yansıtamadı.
TALISCA'NIN GÜCÜ VE HALİ YOK
Mourinho, Edin Dzeko ve Dusan Tadic gibi Fenerbahçe’nin en yüksek skor katkısı yapan iki yıldızını yedek bırakarak büyük hata yaptı. Portekizli teknik adam nedense Anderson Talisca’ya çok inanıyor ama Brezilyalı futbolcunun bu seviyede fark yaratacak gücü ve hali yok. Fenerbahçe’nin attığı golde de Talisca topu kaleye vurdu. Brezilyalı’nın Fenerbahçe’ye hiç faydası yok ve oynamaya devam ediyor. Mourinho, gerçekten de büyük hayal kırıklığı.
ORTA SAHA YARATICI DEĞİL
Fenerbahçe, 1 tane zorluk derecesi yüksek maç kazanamadı. Dün de pasif ve kişiliksiz bir futbolla bir başka derbi maçını kaybetti. Youssef En-Nesyri yırtıcı değil, Talisca güçsüz. Orta saha yaratıcı değil. Gerçekten de dün Fenerbahçe evinde bir başka fırsatı tepti. Maç boyunca pozisyonlara giren ve kazanmayı isteyen Galatasaray idi. Fenerbahçe ligde de psikolojik üstünlüğü getirecek bir maçı ve kupayı kaybetti. Ben Galatasaray’ın dün akşamki maçı hakettiğini düşünüyorum. 1 tane zor maç kazanamayan Mourinho yine kaybeden taraf oldu.
UĞUR MELEKE: THE OUTDATED ONE! (MODASI GEÇMİŞ BİRİ)
Dün saat 19:45 sularında iki takımın 11’leri elimize geçtiğinde ilk düşündürdükleri şuydu: Okan Buruk, Beşiktaş mağlubiyetinden ders çıkarmış. Formsuz Frankowski’yi ve başı kesik tavuk misali ne yaptığından habersiz Morata’yı yanına oturtmuş. Orta sahayı üçlemiş. Fabrika ayarlarına yakınsamış. Bunun ödülünü de erken buldukları iki golle aldı zaten.
Mourinho’nun 11’iyse iki açıdan problemliydi: Birincisi, 6 Mart’tan beri oynamayan Çağlar’ın dağınıklığının bütün bir savunma zafiyetine yol açması. İlk devrede Barış’ın neredeyse her ikili mücadelede Çağlar’ı alt etmesi. Portekizli’nin ilk 11 seçiminde bir de yapısal problem vardı ki o takımının 45 dakikalık kötü performansının esas sebebiydi. Fenerbahçe topu ikinci bölgeden üçüncü bölgeye neredeyse hiç aktaramadı bir devre boyunca. Geriden her çıkmaya çalışıldığında önde bir pas opsiyonu bulunamadı. Dzeko zaten Fenerbahçe’nin yarısı. Dzeko’suz Nesyri yüzde 50 verimli bile değil. Talisca da oyun kurulumunda asla Dzeko gibi merkeze gelip pas opsiyonu yaratamıyor. Dzeko yokken İrfan (ve bazen Tadic de) pas opsiyonu olabiliyordu. Ancak Mourinho’nun dünkü Amrabat-Fred-Szymanski orta saha tercihi, toplu oyun için toplam kalitesi yetersiz bir üçlü.
Maçın ikinci yarısında oyuna giren Maximin solda ciddi bir hareketlilik yarattı. Çağlar’ın yerine giren Mert Müldür savunmasını dengeledi. Son çeyrekte oyuna dahil olan Dzeko ve Tadic’le de ön tarafta kalite arttı ama bu değişiklikler skoru değiştirmedi. Okan Buruk’un takımı ilk yarım saatteki etkili oyunlarıyla aldılar tur biletini.
Bu sonuçla beraber Mourinho’nun Türkiye bilançosu şöyle: Galatasaray’la üç kez oynadı, hiç kazanamadı. Beşiktaş’a yenildi. Samsun’la iki kez oynadı ve yenemedi. Eyüp’ü yenemedi. Lille’i, Twente’yi, Manchester’ı, Alkmaar’ı, Bilbao’yu, Lyon’u yenemedi. Rangers’ı eleyemedi.
Evet, 200’lerde-2010’larda Porto’nun, Chelsea’nin, Real’in, Inter’in başında “the special one (özel biri)” vardı. Ancak Fenerbahçe’nin kulübesindeki “the outdated one (modası geçmiş biri)” sanki.
Habere git: Hürriyet